♪ ♫ ♪ :
[link]♪ ♫ ♪ :
[link]Bir başka okuma önerisi :
[link]...
..
.
The first IWD was observed on 28 February 1909 in the United States following a declaration by the Socialist Party of America. Among other relevant historic events, it commemorates the Triangle Shirtwaist Factory fire (New York, 1911), where over 140 women lost their lives. The idea of having an international women's day was first put forward at the turn of the 20th century amid rapid world industrialization and economic expansion that led to protests over working conditions. By urban legend, women from clothing and textile factories staged one such protest on 8 March 1857 in New York City. The garment workers were protesting what they saw as very poor working conditions and low wages. The protesters were attacked and dispersed by police. These women established their first labor union in the same month two years later.
More protests followed on 8 March in subsequent years, most notably in 1908 when 15,000 women marched through New York City demanding shorter hours, better pay and voting rights. In 1910 the first international women's conference was held in Copenhagen (in the labour-movement building located at Jagtvej 69, which until recently housed Ungdomshuset) by the Second International and an 'International Women's Day' was established, which was submitted by the important German Socialist Clara Zetkin. The following year, IWD was marked by over a million people in Austria, Denmark, Germany and Switzerland. However, soon thereafter, the Triangle Shirtwaist Factory fire in New York City killed over 140 garment workers. A lack of safety measures was blamed for the high death toll. Furthermore, on the eve of World War I, women across Europe held peace rallies on 8 March 1913. In the West, International Women's Day was commemorated during the 1910s and 1920s, but dwindled. It was revived by the rise of feminism in the 1960s.
Demonstrations marking International Women's Day in Russia proved to be the first stage of the Russian Revolution of 1917.
Following the October Revolution, the Bolshevik feminist Alexandra Kollontai persuaded Lenin to make it an official holiday in Russia, and it was established, but was a working day until 1965. On May 8, 1965 by the decree of the USSR Presidium of the Supreme Soviet International Women's Day was declared as a non working day in the USSR "in commemoration of outstanding merits of the Soviet women in communistic construction, in the defense of their Motherland during the Great Patriotic War, their heroism and selflessness at the front and in rear, and also marking the big contribution of women to strengthening friendship between peoples and struggle for the peace."
...
..
.
8 Mart 1857 tarihinde ABD' nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
...
..
.
ünzile insan dölü
on kardeş beşi ölü
büyüdükçe unufak
ve gelir de görücü
inci gibi dişi
görücü bilir işi
söğüdüm ağlar gider
olur hatun kişi
.
..
...
26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka' nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı ) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart' ın "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
...
..
.

.
..
...
varmadan sekizine
ergin oldu ünzile
hem çocuk hem de kadın
onikisinde ana
bir gül gibi al ve narin
bir su gibi saydam ve sakin
susar kadın ünzile
.
..
...
İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde ama- her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921' de Moskova' da düzenlenen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan `Dünya Kadınlar Günü`, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri' nde de kutlanmaya başlanınca daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanmasını kabul etti. Sendikalar yıllarca bu önemli günde kadına yönelik ayrımcılığı daha güçlü olarak dile getirdi.
...
..
.
yağmuru kim döküyor
ünzile kaç koyun ediyor
dayaktan uslanalı
hiçbir şey sormuyor
korkar durur gitmez
köyün en son çitine
inanır o sınırda
dünyanın bittiğine
...
..
.

.
..
...
Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye' nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 1980 Askeri Darbesi' nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984' ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya başlandı.
...
..
.
ünzile insan dölü
bilinmezlere gebe
sırların mihnetini
yükleyip de beline
varmadan sekizine
ergin oldu ünzile
hem kadın hem de çocuk
onikisinde ana
bir gül gibi al ve narin
bir su gibi saydam ve sakin
susar kadın ünzile
.
..
...
Ama Unzile` nin bunlardan hiç, haberi bile olmadı...
Güldünya` nin da... o da bu dünyadan binbir yarayla, tek bir kurşunla gecti gitti...
...
..
.
canım abim vurma beni, bu dünyadan alma beni, dökülür mi kardeş kanı ?
bir karında yatmadık mı, bir anadan doğmadık mı, bir memeden doymadık mı ?
binbir yarayla, tek bir kurşunla gitti güldünya, kim farkında kimin umrunda
yandı bir dünya... seni gönderene söyle, köydeki büyük meclise, söyle daha
çocuk yaşta üstüme çıkan herife... eğer böyle ölürsem iki elim yakanızda
hayaletim gezer düşer peşinize, binbir yarayla tek bir kurşunla gitti güldünya
kim farkında kimin umurunda yaralı bir dünya binbir yarayla tek bir kurşunla
gitti güldünya kim farkında kimin umrunda söndü bir dünya...
...
..
.

.
..
...
Ve daha kimbilir kac isimsiz daha...
...
..
.
XI
güneye bakan yüzde durmalı yontum.
ölüme ve birbirlerine küskün bunca
mutsuz kadının arasında yitmek mi
incitiyor beni? bu soruya kilitli,
başım ve bedenim dimdik savuruyorum
dişiliğimi: bir tek bakışlarım eğik,
sanmasın kimse ondan başkası beni
tutabilir. çözmem bundan böyle uzun
saçlarımı, kabarmam mevsimi de
gelse patlamaz dudağımdaki gonca,
benden gideni kolaysa taşa yontun.
.
..
...
Unzile ` nin Antalya serbest bölgedeki Novamed fabrikasında çalışan 316 işçiden 81'i kadın, ikisi erkek sendika üyesi işçinin greve çıktıklarından da haberi olmadı. Tam 448 gün sonra sayıca azınlık olsalar da toplu sözleşmeyi imzaladıklarından da. Ücretlerinin yüzde 9,20 artırılarak ortalama 383 avroya çıkarıldıgını duysa, anlasa, bilse içinden sevinirdi de, onlarin; günde sekiz saat çalıştıklarını, yemek molalarının 35 dakika oldugunu, tuvalete izin alarak çıktıklarını , tı pkı kendi gibi hakarete maruz kaldıklarını, hamile kalmanın işten atılmak demek oldugunu, her gün aynı bantta çalışan arkadaşlarını bile tanımadıklarını, çünkü birbirleriyle konuşmaları yasak oldugunu bilse sevinci kursagında kalır miydi ?
"kadın cinayet kurbanlarının yüzde yetmişi, eşleri ya da erkek partnerleri tarafından öldürülmektedir. her üç kadından biri yaşam boyunca dövülmekte, cinsel ilişkiye zorlanmakta ya da taciz edilmektedir. onbeş - kırk yaş arası birçok kadın, kanser, trafik kazası ya da sıtma yerine, toplumsal cinsiyet kökenli şiddet yüzünden ölmekte ya da yaralanmaktadır."
Ne acı , nasıl bir yuz karasıysa bu...
Tekel ve Yorsan grevlerindeki kadınları da hic bilemedi Unzile... biri evinde biri işyerinde kimisi de hem evinde hem işyerinde benzeş sıkıntılar icinde kavrulup gidiyor... Kimi de bu şarkiyi sicacik evinde, rahat... sadece, huzunlu bir Sezen Aksu sarkisi diye dinliyor...
...
..
.

.
..
...
XVI
dönü p duracak lahdin etrafında dizili
kadınlar ve kimse hiçbir zaman bilemeyecek
benim en son geldiğimi: nicedir yorgun,
nicedir gitmeye istekli, nicedir unutulurum
korkusuyla tutuşmuş: işte karnımdaki can!
uyku durak bilmeden hazırlanan bu tören,
hepimizi kara yasında taşlaştıran şimdiden
yalnızlığımızda bundan böyle dokunulmaz,
bir ağaçtan kopmuş ve elin uzanamayacağı
sim bir tabakta, çürümeye öylece bırakılmış-
gencim: ne olacak içimde dönenen deli kan?
.
..
...
Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı`nın hazırladığı `2006 Yılı Faaliyet Raporu`na göre, Türkiye`de sadece kayıtlara geçmiş 72 bin 643 kadına yönelik şiddet içerikli saldırı bilgisi var. Bu kadınlardan 842' si saldırılar neticesinde öldürüldü, yaralanan kadın sayısı 9 bin 317 oldu. 2001-2006 yılları arasında namus adına bin 806 cinayetin işlendiğini, aynı dönemde 5 bin 375 kadının da intihar ettiğini bizzat bakan Nimet Çubukçu`nun kendisi açıkladı. Gazetelerin 3. sayfalarına hemen hemen her gün kocası, sevgilisi, ailesi tarafından öldürülen kadınların yüzleri yansıyor. Türkiye, uluslar arası raporlara göre kadın erkek eşitliğinde 128 ülke arasından 121. sırada yer alıyor. Kadınların tamamına yakını hayatlarında en az bir defa dahi olsa cinsiyet temelli ayrımcılığa uğruyor. Parlamento` da kadın milletvekili oranı % 9, çalışma yaşamına katılan kadın oranı % 24, namus cinayetlerinin %100`ü kadınlara yönelik!!!
...
..
.

...
..
.
XVII
sustunuz ve kıvrılı p kaldı, dolaşan soru.
olmuş muydum aysız gecelerde size eş,
kalmış mıydık yoksa, doğduğumuz gibi,
kardeş? bir tek ben biliyorum artık
kavuşmadığını gövdelerimizin, bir de
uçup uzakta kırılgan bir dala konan ruh,
çağlar boyu yaşasın istiyorum bu derin
şü phenin beslediği kem kemirgen merak -
ben ki gördüm, yarıyarıya uykuda kından
çıkmaya hazır bir kılıçtınız yanıbaşımda,
içimde size doğru dağılmaya hazır güruh.
.
..
...
Bizde boyleyken dunyada farkli mi? Nerde...
Kadınlara karşı şiddet dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suç. Tahminlere göre 113 ile 200 milyon arasında kadın demografik olarak kayı p (yok) görünmektedir. Ya doğar doğmaz öldürülmüşler (erkek çocuğun kız çocuğa tercih edilmesi) ya da erkek kardeşleri ve babalarıyla eşit derecede gıda ve tıbbi olanaklara ulaşamamışlar. Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı yılda 700.000 ila 4.000.000 arasındadır. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar yılda tahminen on iki milyon dolar. Küresel olarak, daha büyük oranda on beş ile kırk beş yaş arası kadınlar erkek şiddetinin sonucu ya da kanser, sıtma, trafik kazaları veya savaşa bağlı olarak sakat kalmakta ya da hayatını kaybetmekte. En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da hayatı boyunca başka türlü suistimal edilmiştir (tecavüz, kötü davranış ). Genellikle, suistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimse. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa olsun kadınlara karşı en yaygın suistimal şekli. Dinsel, kültürel vb. nedenlerle yılda iki milyondan fazla kız çocuğunun genital organlarına hasar verilmektedir (kadın sünneti). Bu oran, 15 saniyede bir kız çocuğu. Sistematik tecavüz dünyadaki birçok çatışmalarda bir terör silahı olarak kullanılmaktadır. Ruandadaki 1994 soykırımı esnasında 250.000 ila 500.000 kadının tecavüze uğradığı tahmin edilmekte.!!!
...
..
.

.
..
....
XVIII
bir gün gelecek herkes ölecek, ben de,
gördüğüm duyduğum bütün insanlar da
gidecek buradan: başkaları yaşasa bile
budur işte benim kıyametim: mermere
düşen yüzüm ağladıkça silinecek-
hem hepsiyim çünkü kadınların, hem hiçbiri.
duracaksam hatsız ve rengi büsbütün
atmış,duruyorsam dilsiz ve yankısız,
anlayın ki sıra büyük bir hızla gelecek,
kimse görmeyecek yüzümdeki son sözü.
bana bakıyorsunuz: o dem yok o dem
...
..
.
Her ne kadar öldürülen, saldırıya, ayrımcılığa maruz kalan kadınlar birer rakamdan ibaret değilse de şiddetin boyutlarının `münferit` olmadığının göstergesi oluyor. Üstelik tüm bu rakamlara rağmen Türkiye` de kadına yönelik şiddetin önlenmesine ve kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik kâğıt üzerinde kalan yasalardan ve genelgelerden öte bir devlet politikası söz konusu değil. AB`nin ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunun desteklediği (bu nasil bir acizlikse...) ve Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün yürüttüğü `Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi` dışında mevcut sığınakların desteklenmesini, dayanışma merkezlerinin oluşturulmasını, hayatın her alanında bulunan cinsiyet ayrımcılığının sonlandırılmasını hedefleyen bir program ama politika ve bütçe yok. Oysaki kadına yönelik şiddetin sonlandırılması, projeler destekleyici ve ön açıcı olsa da, dönemsel çalışmalarla çözülemeyek kadar kapsamlı ve köklü bir sorun.
...
..
.
.
..
...
Notun dibi :
-Romen rakamli pasajlar : Enis Batur , Aglayan Kadinlar lahdi` nden alintilama
- Unzile : Aysel Gurel` den...
- Novamed grevi :
[link]- Tekel :
[link]
Devious Comments
sevgiler...
tek taş tin tin hatunlar günü olmadığı, emekçi kadınlar günü olduğu vurgusuna
Ve tüm yazdıklarına
olayin ozunden kopmasina ya da sekil degistirmesine dayanamiyorum...
ve seni seviyorum...
--
...h`ic degismedi, hep s`onsuz......
--
...h`ic degismedi, hep s`onsuz......
--
...h`ic degismedi, hep s`onsuz......
--
déesse...
Der ki: Kendi diyarımda erdim...
--
...h`ic degismedi, hep s`onsuz......
Previous Page12345 Next Page